Sonsuzluk ve Bir gün film eleştirisi

17 Nisan 2021 20:42 Film Eleştirileri
Sonsuzluk ve Bir gün film eleştirisi

İÇ İÇE GEÇEN ZAMANLAR

Alexander, edebiyat çevrelerince tanınan, bilinen ve sevilen ünlü bir yazar ve şairdir. Aniden yakalandığı amansız bir hastalık sonucunda tüm hayatını gözden geçirmesine sebep olmuştur. Artık Alexander’ın içine gömüldüğü çok sevdiği deniz kenarında bulunan evi ve o bulundupu hayatı bir kenara bırakarak her şeye rağmen yeniden hayata atılmak durumundadır. Uzun zaman önce ölen karısı Anna’nın yazdığı ve 30 yıl önceki mutlu bir yaz gününden söz ettiği bir mektup bulan Alexander böylelikle geçmiş ve gelecek zamanda olacak şeylerin iç içe geçeceği bir serüvene atılır. Geçmişi hatırladıkça kendini yeniler ve kimliğini hatırlamaya başlar. Alexander, kendi ölümünün döşeğinde, yeni bir kimlik kazanmaktadır. O yaşamının son gününde Alexander tesadüfen, Arnavutluk ülkesinden kaçak olarak gelmiş 10 yaşlarında bir sokak çocuğu ile karşılaşır; onunla birlikte geçirir bu son günü. Çocuk Yunanca bilmediğinden, aksak ve konuşamayacak kadar az bir dille birbirlerinin acılarını paylaşırlar. Yunanistan’ın  bu zamana kadar çıkartabildiği en büyük yönetmenlerden biri olan ve birçok alanda ödüllere layık görülen Theo Angelopoulos ülkesinin cuntadan, diktatörlükten kurtulup demokrasi sınavını geçmesinde önemli bir pay sahibi olmuştur. Yirminci yüzyılın hazin tarihini o dönem yaşanılanları ele alarak olağanüstü nitelikteki filmlerine aktarmıştır. Her biri başyapıt düzeyindeki Kitara’ya Yolculuk (1984), Arıcı (1986), Puslu Manzaralar (1988), Leyleğin Geciken Adımı (1991), Ulis’in Bakışı (1995), Sonsuzluk ve Bir Gün (1998) ve Ağlayan Çayır (2004) olmak üzere birbirinden güzel filmlere imza atmıştır. Filmde soluk renkler kullanılmasının insanda soğuk bir ortam hissettirmesinin yanı sıra Zamanı kullanmaktaki ustalığıyla tanınan yönetmenin filmde zaman kaybı yaşanmaması ve gerçeğe en yakın şekilde yansıtabilmek adına çekimlerin 3 ve 4 dakikaya kadar kesintisiz tek kamera tarafından çekilmesi bazı izleyiciler tarafından bunaltıcı ve sıkıcı olarak söylense de oldukça sürükleyici bir hal alıyor. 1998 yapımı filmin yönetmen ve senaristi Theo Angelopoulos ARTE’ ye verdiği röportajda, adeta yaşayan varlıklar gibi, nefes alıyorlarmış gibi tanımladığı bu uzun planlar ile (plan-séquence), zamanın aktığı hissini biz seyircilere kesintiye uğratmadan vermeyi amaçladığını oldukça açık bir şekilde açıklamaktadır.  Yönetmen kendisine tarzıyla ilgili olarak son dinozor denildiğini söyler. Sinema yapmaya aynı tarzda devam edeceğini anlatır. Filmlerinde Yunanistan mitolojik göndermelerde bulunmasıyla da tanınır. Yunanistan Bireyi ele alarak tarihsel bağlam içerisinde toplumsal olaylara yer vermiştir. Sokak çocukları ile birlikte ateş karşında okunan Ey! Selim şiiri ile Sonsuzluk ve Bir Gün Filminin en anlamlı sahnelerinden biri otobüs sahnesi, binmeden önce iki tarafta oluşan çaresizlik ve korku, birbirlerini bırakamayışları sonrasında birlikte çıktıkları otobüs yolculuğu, çünkü otobüs seyir halinde ilerlerken ona eşlik eden sarı yağmurluklu bisiklet süren 3 kişi ve yorgun düşmüş bir solcu eylemcinin otobüste uyuya kalması, otobüse binen müzisyenlerin eşsiz güzellikte çaldığı müzik, tartışan çift, ve şairin konuşmaları hepsinin harmanlaması sonucu bizlerde bıraktığı iz oldukça fazla olduğunu düşünüyorum. Bu muhteşem filmde bizlere eşlik eden Eleni Karaindrou’nun yürek titreten müzikleri. Angelopoulos’un bazı filmlerinde kullandığı teknik kimi seyirciye sıkıcı gelecek kadar uzun ve durgun sahneler gibi görünse de tam tersi olduğu aşikardır. Filmde sahnelerin uzunluğu değil, yoğunluğu daha çok dikkat çekiyor. Filmde ayrıntılara çok yer verilmesi bizlerin her seyredişimizde yeni bağlantılar görmemiz ve yönetmenin ne dediği hakkında yeni yorumlar yapmamız daha mümkün hale geliyor. Deniz kenarında çocuk ile yürürken kameranın kesinti yapmadan en ilginç şekilde flasback yöntemi kullanarak yaşamı elips anlatımın baş döndürücü temposuyla içi içine geçirerek anlatır. Ama filmin en vurucu yanı kuşkusuz geçmişin geleceğe taşınmasının getirdiği melankolidir. kendine özgü bir şekilde aktarmış olması onu çok önemli bir yönetmen kılmıştır.

Shakespeare “Beğendiğiniz Gibi” adlı önemli bir oyununda şöyle soru yöneltilmiştir. Rosalind, Orlando’ya Beni ne kadar seveceksin? diye sorduğunda; Orlando şu yanıtı verir, “Sonsuzluk ve Bir Gün” der. Filmin ne kadar güzel olduğunu ve bir o kadar da önemli olduğunu biz izleyicilere aldıkları ödüller ile de kanıtlamıştır. Theodoros Angelopoulos’un Sonsuzluk ve Bir Gün  adlı filminin kazandığı ödüller şunlardır; Cannes Film Festivali Altın Palmiye (1998)
Cannes Film Festivali Ekümenik Jüri Ödülü (1998) Thessaloniki Film Festivali En İyi Film Ödülü (1998) Thessaloniki  Film Festivali En İyi Yönetmen (1998) Thessaloniki Film Festivali En İyi Senaryo (1998) Thessaloniki Film Festivali En İyi Müzik Thessaloniki Film Festivali En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (1998) (1998) Thessaloniki Film Festivali Sao Paulo Uluslararası Film Festivali Üçüncülük Ödülü (1998)  Oscar ödüllerinde ülkesi Olan Yunanistan’ı temsil etmiştir. Angelopoulos 24 Ocak 2012 günü, akşam saatlerinde Pire-Drapetsona otoyolunda, (Öteki Deniz) The Other Sea adlı yeni filminin çekimi sırasında çarpan bir motosiklet yüzünden yaşamını yitirmiş olup, o gün sonsuzluğa adım atmıştır. Yunan yönetmen Angelopoulos Sinema dünyasına unutulmaz güzellikte eserler bırakmıştır.

Bir Yorum Bırakın

Köşe Yazarlarımız

Nusrettin Dönek

DÜNYANIN EN ETKİLİ MUHALEFET PARTİSİ COVID-19 PARTİSİ

Yıldırım Kılınç

Akıllı bir yatırımın sırrı

İbrahim Kıran

Beşiktaş Galatasaray maç önü değerlendirmesi ve muhtemel ilk 11’ler

Nöbetçi Eczaneler

Nöbetçi Eczaneler

05 Ağustos 2021 nöbetçi tüm eczaneleri görüntüleyin.

Süper Lig Fikstürü

Günlük Burç Yorumları

Facebook

Twitter

En Çok Okunanlar

Anketler

En Çok Beğendiğiniz Sihirbaz Sürümü Hangisi

Anket Sonuçları

Yükleniyor ... Yükleniyor ...